Kuşadalı İbrahim Halveti Sempozyumu Sunucu Metni

0
27
Vehbi Akşit Kuşadası Müftüsü

Sayın Valim,

Sayın Kaymakamım

Sayın Garnizon Komutanım

 

Sayın Belediye Başkanım

 

Sayın İl Müftüm

 

Sayın İl Kültür Müdürüm

 

Değerli Daire Amirlerim

 

Türkiye’nin değişik illerinden gelmiş olan ilim adamlarımız, hocalarımız

Halveti tarikatının ileri gelenleri mensupları

Toplumu din konusunda aydınlatmak için görev yapan din gönüllüsü meslektaşlarım

Siyasi partilerimizin temsilcileri

Basınımızın güzide mensupları

Çok kıymetli Hanımefendi ve Beyefendiler,

 

Kuşadası Müftülüğü ve Kuşadası Kültürel ve Tarihi Mirası Koruma Derneği işbirliği ile hazırlamış olduğumuz

Kuşadası ve Civarında Tasavvufi Hayat ve Kuşadalı İbrahim Halveti Sempozyumuna hoş geldiniz der, düzenleme kurulu adına saygı ve selamlarımı sunuyorum.

Hoşgeldiniz, şeref verdiniz.

 

Programı arz ediyorum.

  1. SAYGI DURUŞU VE İSTİKLAL MARŞI
  2. KUR’AN-I KERİM VE MEALİ
  3. (FUSSİLET SURESİ 30-36)
  4. Açılış Konuşması- Mahmut ÖKÇESİZ Kuşadası Kültürel ve Tarihi Mirası Koruma Derneği Başkanı
  5. Halvetiler adına; Sühendan ERDİN

Manisa Genç Tasavvufçuları Destekleme ve Geliştirme Derneği Başkanı

  1. Ömer KOCAOĞUL – Aydın İl Müftüsü
  2. Özer KAYALI- Kuşadası Belediye Başkanı
  3. Muammer AKSOY – Kuşadası Kaymakamı
  4. Mustafa AYHAN- Aydın Vali Yardımcısı
  5. Erol AYYILDIZ- Aydın Valisi
  6. Açılış Bildirisi Prof. Dr. Himmet KONUR «Tasavvuf nedir? Kuşadalı İbrahim Halveti Kimdir?»

 

Şimdi sizleri Ulu Önder Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitlerimiz için saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşımızı söylemeye davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

Muhterem Misafirlerimiz,

Programımıza sözlerin en güzeli ile başlıyoruz. Allah kelamı Kur’an-ı Kerim’i okumak üzere Kuşadası Özaydın Bayülgen Camii Müezzin Kayyımı Mehmet Cengiz hocamızı kürsüye davet ediyorum.

Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa Sav’in mübarek ruhları için, bu vatanı bize vatan yapan ve emanet eden başta kurtuluş savaşımızın kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının ve tüm şehitlerimizin ruhu için, bu sempozyumun düzenlenmesine vesile olan Merhum Kuşadalı İbrahim Halveti ve rahmeti rahmana kavuşan tüm Müslümanların ruhu için Allah rızası için El Fatiha.

Hocamızın bu güzel kıraati için çok teşekkür ediyoruz.

 

 

 

Muhterem Misafirler,

Kuşadası ve tasavvuf. İkisi yanyana gelince birbirine zıt iki kelime gibi duruyor.

Bu sempozyumun amacı, öncelikle Kuşadası gibi Türkiye’nin gözbebeği Turizm şehrimizi ülkemizin değişik yerlerinden gelen bilim adamlarına, misafirlerimize tanıtmak ve Kuşadası’nın Tasavvufi yönü, dini yönü de vardır. Bu bilinsin diye yapılan bir çalışmadır.

Bu sempozyumu düzenlemek için Kuşadası Müftülüğü ile Kuşadası’nda faaliyet gösteren Kuşadası Kültürel ve Tarihi Mirası Koruma Derneği ile işbirliği yaptık.

Öncelikle şu anda programı yaptığımız Sealight Resort otelinin sahibi Sayın Turan bey ve Sayın Hüsnü Bey’lere, sempozyumu destekleyen Akkuş İnşaat Sahibi Sayın Haşmet Akkuş Bey’e şükranlarımı arz ediyorum.

Şimdi sempozyum hakkında genel bilgiler vermek ve açılış konuşmasını yapmak üzere Kuşadası Kültürel ve Tarihi Mirası Koruma Derneği Başkanı ve aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfı Kuşadası Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Mahmut ÖKÇESİZ Bey’i kürsüye davet ediyorum.

Dernek Başkanımıza bu değerli bilgileri verdiği için çok teşekkür ediyorum.

Dernek Başkanımıza bu değerli bilgileri için çok teşekkür ediyorum.

 

HALVET:

Sözlükte “bir yerin boş olması, o yerde hiç kimsenin ve hiçbir şeyin bulunmaması, yalnız kalma veya biriyle başbaşa kalma” anlamlarına gelen halvet, bir tasavvuf terimi olarak “günahtan korunmak ve daha iyi ibadet edebilmek amacıyla ıssız yerlerde yaşamayı tercih etmek demektir.

Hazreti Peygamberin zaman zaman Mekke yakınındaki Hira mağarasına çekilip burada inziva hayatı yaşaması ve itikafa girmesi (Buhari, Bed’ül-vahy, 3; Müslim, İman, 252), ıssız yerlerde Allah’ı zikredip göz yaşı dökmeyi teşvik etmesi (Buhari, Ezan, 36; Müslim, Zekat, 9) halvetin dini açıdan önemini ortaya koymaktır.

Tasavvufta halvet kadar sohbet ve hizmet de önemlidir. Bundan dolayı sohbet ve hizmet için insanların arasında bulunmak ve bütünüyle toplumdan kopmamak gerekir.

(Diyanet Dini Kavramlar Sözlüğü, s.227-228)

Bu sempozyumun ana konusu: Kuşadası ve civarında Tasavvufi Hayat ve Kuşadalı İbrahim Halveti Sempozyumu: Aramızda Halveti  tarikatına mensup canlar var. Şimdi Halvetiler adına; Manisa Genç Tasavvufçuları Destekleme ve Geliştirme Derneği Başkanı Sayın Sühendan ERDİN Hanım Efendiyi konuşmalarını yapmak üzere kürsüye davet ediyorum. 

(Dernek Başkanımıza bu güzel konuşmaları için teşekkür ediyorum)

Sayın Valim, Değerli Konuklar

Tasavvuf, kötü huyları terk edip, güzel huylar edinmektir.

Hakk ile birlikte ve O’nun huzurunda olma halidir.

Tasavvuf, baştan sona edeptir.

Tasavvufu kısaca şöyle tanımlamak mümkündür: “Kişiye  Allah’ı görürmüşçesine ibadet etme hazzına erişmesinin yolunu gösteren ilim.

Tasavvufu bir hayat tarzı olarak benimseyen kimselere de sûfi veya mutasavvıf denir.

‘Diyanet Dini Kavramlar Sözlüğü, s.634.

 

Değerli Misafirlerimiz şimdi de, konuşmalarını yapmak üzere Aydın İl Müftümüz Sayın Ömer KOCAOĞUL Beyefendiyi kürsüye davet ediyorum.

Aydın İl Müftümüz Sayın Ömer KOCAOĞUL hocamıza bu güzel bilgilerinden dolayı çok teşekkür ediyorum.

 

 

 

 

 

Değerli Misafirler,

 

Hangi bağın gülüsün dermiş eskiler

Dervişlik adabında başka Müslümana sağır olmak diye bir şey yoktur. Dervişlik adabında bir süre dikkati dağıtmamak için tavsiye edilir belki başkasına bakmamak ama…

 

Hangi bağın gülüsün?

Hangi çeşmenin suyusun?

Osmanlı’da ‘hangi tarikattansın’ sorusu yerine ‘hangi bağın gülüsün’ diye sorarlarmış ya da ‘hangi

çeşmenin suyusun’?

 

Bu ne incelik, bu ne güzel bir zerafet… Soruyu sorarken Allah’a giden her yolun güzel olduğu vurgulanıyor.

Şimdi de Kuşadası Kaymakamı Sayın Muammer AKSOY Bey’i konuşmalarını yapmak üzere kürsüye arz ediyorum.

Kuşadası’nı bizlere en güzel şekilde tanıtan ilçemiz kaymakamı Sayın Muammer Aksoy Bey’e teşekkür ediyorum.

 

 

Değerli Misafirler,

Osmanlı’da ‘İlla Edep’ Dedirten 15 Gelenek

 

Osmanlı sosyal hayatı, incelik, anlayış ve özellikle zerafet üzerine kuruluydu. Gündelik hayat bir dizi adabı muaşeret kuralından müteşekkildi.

 

Ne demiş Yunus Emre;

”Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep/

Dediler ilim geride, illa edep illa edep…”

 

Edep, Türk İslam kültürünün öncelikli unsurlarından biri.

 

İşte bunu ispatlayan gündelik Osmanlı kuralları…

 

Pencerenin önünde sarı çiçek varsa “Bu evde hasta var…

Evin önünde hatta bu sokakta gürültü yapma…” anlamına gelirdi…

 

Pencerenin önünde kırmızı çiçek varsa “Bu evde gelinlik çağına gelmiş, bekâr kız var…

 

Evin önünden geçerken konuşmalarına dikkat et ve küfür etme…” anlamına geliyordu…

 

Kız istemeye gelindiğinde damat adayının namaz kılıp kılmadığını anlamak için pantolonunun “diz izine” bakılırdı…

 

Kahvenin yanında su gelirdi…

Şayet misafir toksa önce kahveyi alır, açsa suyu alırdı…

Ona göre ya yemek sofrası hazırlanır ya da meyve ikram edilirdi…

 

Kapıların üstünde iki tokmak olurdu. Biri kalın biri ince…

Gelen bayansa kapıyı ince tokmakla vururdu…

Evin hanımı kapıyı ev haliyle bile açardı…

Erkekse kalın tokmakla kapıyı vururdu…

Evin hanımı kapıyı ya örtünüp açar ya da bir mahremi (kocası vs.) açardı…

 

Aydın Vali Yardımcısı Sayın Mustafa AYHAN Bey’i konuşmalarını yapmak üzere kürsüye arz ediyorum.

Aydın Vali Yardımcısı Sayın Mustafa AYHAN Bey’e şükranlarımız arz ediyorum.

 

Peygamber efendimiz (sav) in 63 yaşında vefatından sebep, 63 yaşını geçmiş büyüklerimiz yaşları sorulduğunda “Haddi aştık” derlerdi…

 

Yolda küçük büyüğünün önünden yürüyemezdi…

Cuma namazına esnaf -ki kuyumcular da dahil- kapıya kilit vurmadan giderlerdi…
Fitre, zekat Ramazan ayından önce Şaban ayında verilirdi…

Fakir fukara Ramazan ayına erzaksız girmesin diye…

 

Esnaf Ramazan ayında toplanıp gerçek bir ihtiyaç sahibinin “borç defterini” kapatırdı…

 

Bu sempozyumun hazırlanmasında hem bilim kurulu hem de düzenleme kurulunda yer alan Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sayın Himmet KONUR Bey’i «Tasavvuf nedir? Kuşadalı İbrahim Halveti Kimdir?» konulu Sempozyum açılış bildirisi için kürsüye davet ediyorum.

Bu güzel konuşma ve tebliğ için Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sayın Himmet KONUR Bey’e çok teşekkür ediyoruz.

 

Osmanlıda evlerin çatal kapısında (sokak kapısı) ay ve yıldız vardı ve bunun anlamı bu evden birisinin Hacc’a gittiği ve arkadan da “Allah gitmeyenlere de nasip etsin” duaları edilirdi.

Toplumda selam herkes tarafından alınır, verilirdi. Çünkü selam almanın ve vermenin önemini Peygamber (SAV) terbiyesi ile yetişmiş toplum bilirdi.

 

Günümüzdeki gibi zorlama bir şekilde selam verene “merhaba” denmez, selamın ne kadar anlamlı ve değerli olduğu bilinirdi.

Mahalleye yeni bir komşu gelirse diğer hanımlar ona hoş geldiniz’e gider, çocuklar için ailelere iltifatlar edilirdi. Evin çocukları büyükse onlara el işlemeli tablo götürülür ve bu tablolarda el işi işlenmiş ayetler bulunurdu.

 

Mahallede birisi öldüğünde, cenaze evine ilk önce kıble istikametindeki komşusu, daha sonra sırasıyla diğer komşuları yemek verirlerdi. Kimse eğlenmez, komşunun üzüntüsü paylaşılırdı. Günümüzde ki gibi üstte komşusu ölenin altta gazino havası estirilmezdi.

 

Eve gelen misafir evden çıkarken arkasını dönmeden geri geri çıkardı. Kapı eşiğinde ki ayakkabıların ucu evi gösterirdi. Bunun anlamı; “Gidin ama tekrar gelin” demekti.

 

 

Sempozyum programımızın açılış bölümü burada sona ermiştir. Şimdi  Hazırlamış olduğu Hat ve Tezhip Sergisinin ziyarete geçiyoruz. Buyrun efendim.

Hattat Arkın Ongan ve Eşi Müzehhibe Ongan Hat, Tezhip ve Minyatür üzerine sanat icra ediyorlar.

 

Programımız öğleden sonra 14.30 da ilk oturum ile devam edecektir.

 

Akşam saat 20.00 de Kuşadası Belediyesi Erkan Yücel Sahnesinde Tasavvuf Musikisi Konserimiz var. Bekliyoruz.

 

 

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi adresini giriniz