Gelin Camilerdeki Çanları Susturalım!

Gelin Camilerdeki Çanları Susturalım!

İnsanlarda ibadet etme duygusu doğuştandır. Bu duygudan hareketle çeşitli dinlere mensup olanların ibadethaneleri ve ibadethanelere davet için çeşitli çağrıları vardır. Ezan okumak Müslümanların, çan çalmak Hıristiyanların, boru sesi de Yahudilerin  ibadete ve ibadet yerine çağrılarıdır. Ayrıca yüksekçe bir yere bayrak dikmek, ateş yakmak, toplumun duyabileceği bir yerde davul çalmak ve sair şekil ve suretlerde de, bu görev çeşitli dinlerce yapılabilmektedir.

Ezan, İslam’ın en belli başlı şeairindendir. (Yeryüzündeki işaret ve alametlerindendir.) Safa ve Merve’nin, Kâbe-i Muazzama’nın  da Allah şeairi olduğu gibi.[1]

Ezan, İslâm’ın esaslarının ilânıdır. Hicretin birinci yılında namaz vakitlerini bildirmek için Medine-i Münevvere’de meşru olmuş bir sünnettir.

Ezan, lügatte bildirmek demektir. Istılahta ise, belli vakitlerde belirli lafızlarla yapılan hususi bildirme ve duyurmadır ki, bu vakitler namaz vakitleri olup, belirli lafızlarla halen minarelerimizde okunmakta olan mükerrer sözlerdir.

İslam alimlerinin açıklamalarına göre ezan, kısa cümlelerle itikadi ve ameli meselelerin hemen hemen bütününü özetlemektedir. Baştaki ve sondaki tekbirler “Cenab-ı Hakk’ın varlığını belirttiği gibi, bütün kemal sıfatlarını da isbat eder.”

“Eşhedü en-la ilahe illallah” kelimesi; “Tevhide (Allah’ın birliğine) ve şirkin yeryüzünden silinmesine”;

“Eşhedü enne Muhammeden Rasülüllah” emri: “Hazreti Muhammed’in ve O’nun zımnında bütün Nebi ve Rasüllerin nübüvvet ve risaletini tasdike” işaret ederler.

“Hayye ale’s-salah”emri: “Hazreti Peygamber (s.a.v.) sayesinde bilinen ilahi taate ve namaza davettir.”

“Hayye ale’l-felah” da “Ebedi felah ve necat yoluna, saadete ve kurtuluşa davet”anlamına gelir ki, öbür dünyayı tasdik demektir. Ezanda lafızların tekrarı, işaret ettiği anlamın kuvvetlendirilmesi içindir.[2]

Ezan okunmakla, namaz vaktinin girmiş olduğu anlaşılır. Ezanda, cemaatle namaza davet inceliği vardır. Aynı zamanda ezan İslam’ın şiarlarından, sembollerindendir. Bu manada ezan, okunduğu yerde müslümanların varlığına delalet eder. Ezan, bu nedenle Hazreti Peygamber (s.a.v.) zamanındaki lafızların kıraati ile ifa olunur. Bu lafızların her hangi bir dile çevrilerek okunması halinde, İslami anlamda ezan okunmuş olmaz. Çünkü bu takdirde cihanşümul olan İslam’ın her dildeki müslümanlara ayrı lafızlarla hitabı önlenmiş olur. Böylece ezan, asliyeti korunmamış olduğundan şiar yani cihanşümul, sembol olma özelliğini kaybeder. Bu sebeple İslam ülkelerindeki müslümanların, ezanın, Hazret-i Peygamber (s.a.v.) devrindeki okunuş özelliğini her yönüyle korumaya özen göstermeleri gerekir.

Ezan, esas söz ve kelimeleri ile o kadar çok tekrarlanmıştır ki, Arapça konuşmayan, bütün müslüman ülkelerde ve gönüllerde, “öz dili ile okunmuş gibi”, benimsenmiş ve manasına nüfuz edilmiştir. Anlatıyorlar, I. Cihan Harbi esnasında, Arabistan’a giden “Mehmetçik”, çarşı ve pazarda, kendisinin, halkın konuştuğu bir dil olan Arapça konuştuğunu görmüş. Biraz sonra da müezzinin minareye çıkarak “Allahü Ekber, Allahü Ekber!” diye ezan okuduğunu işitince hayretle, yanındaki arkadaşına: “Bu Araplar da ne garip insanlar! Çarşıda pazarda Arapça konuşuyorlar da, ezanı Türkçe okuyorlar!”.

Evet, işte böyle…. Ezanı, milletimiz en az bin yıldan beri, o kadar çok dinledi ki ve o kadar çok benimsedi ki, o, artık gerçekten Türkçe’leşmiştir. [3]

Çan, Allah tarafından Hazret-i İsa (a.s.)’a gönderilen İncil’i tahrif eden, kendi heva ve isteklerine göre değiştirilen muharref Hıristiyanlık dininin ibadete çağrısıdır. Çan, her saat başı e yarısında saat kaç ise ona göre “DAN, DAN, DAN” diye çalar. Bu çanları çalabilmek için Hıristiyanların, müslümanların ezanlarını okuduğu minarelerden esinlenerek çan kuleleri yaptığını biliyoruz. Bu çan seslerinin Hıristiyanlar için ne kadar önemli olduğu bir gerçektir. Bundan hareketle çevirdikleri en küçük filmlerde bile bir kilise görmemek, çan sesi duymamak mümkün değildir. Nasıl ezan bizim dinimizde yer etmiş ise, onlarda da çan aynı şekilde öneme sahiptir.

Almanya’ya ilk defa gelen bir çocuk bir müddet çan sesi ile kafası şiştikten sonra babasına şu soruları yöneltiyor:

–  Bu ses ne baba?

– Çan sesi yavrum.

–  Ama devamlı çalıyor, usandım artık. Bu niçin çalıyor?

– Evladım, bu kilisenin çanı, Almanları kiliseye çağırıyor. Hani biz de ezan okununca camiye gidiyorduk ya!

– Evet… Anladım. Fakat burada niçin ezan okunmuyor? Bizim köyün hocası burada da okusa ya. Hem beni sen köyde camiye götürüyordun değil mi baba?

– Evet çocuğum.

İşte çan sesinin müslüman bir çocuğu dahi rahatsız ettiği ve gurbette köyündeki camide okunan ezanı özlediği görülmektedir. Fakat bu sesler Hıristiyanlar için önem arzetmektedir.

Camilerdeki Meşhur Duvar Saati

“Gelin Camilerdeki Çanları Susturalım” ne demek?

Türkiye’deki camilerin tamamına yakınında bulunan duvar saatleri, Hıristiyani çan sesleriyle müslümanların gönül duruluğunu bozmaktadır. Namaz ibadetinde, namaz kılan kimsenin huzurlu ve sakin bir ortamda namaz kılması, mü’minin Allah huzurunda el pençe divan durarak ona layık bir kul olmaya çalışması esastır. İşte bu saatlerdeki çan sesleri bu huşu ve huzuru bozmaktadır.

Öğle namazının saat 12.00’de camide cemaatle kılındığını düşününüz. Bu cemaat namazın bir bölümünde 12 defa vuran çan sesini dinleyecek, imam dahil hiç kimsede huşu ve ihlas bırakmayacaktır.

En büyük huşu, ihlas ve sükunet isteyen namazımızda, Hıristiyani çan sesleriyle, gönül duruluğumuzu bozan, camilerdeki duvar saatlerinde bulunan bu ses susturulmalıdır. Bu gayet basittir. Saatin her saat başı ve ortasında ses çıkardığı parça sökülüp alınmalıdır ya da ses çıkaran tarafı kurulmamalıdır. Eğer bu yapılmadığı takdirde;

a. Kilise çanının camide tekrarlatılması,

b. Cemaatin namazda huşu, ihlas ve sükunetini bozmak gibi veballeri vardır. Din görevlileri camiye saatlerle giren çan seslerini keserek namazda huşu ve huzuru sağlamalıdır.[4]

Şimdi buradan din görevlilerine sesleniyorum!

Lütfen camilerinizdeki saatlerde bulunan bu çan sesini söktürün veya sökünüz. Unutmayınız ki, cemaatinizden bu sesi dinleyen ve huzuru bozulanların vebali sizin üzerinizde olacaktır. Onun için vakit kaybetmeyiniz.

Haydi görev başına!

NOT: Bu makale, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi iken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açmış olduğu bir makale yarışması için hazırlanmıştı.

Daha sonra Hakses Dergisinin Kasım 1990 sayısında s. 14-15’te yayınlandı. 

Ben bu yazımın yayınlandığı ay, Sakarya’nın Söğütlü ilçesinde Kubbeli Camii İmam Hatipliğine atanmıştım. Eskiden maaşları mutemetlerden alırdık. Sakarya Müftülüğü’nde toplantıdan sonra, hem maaşlarımızı alır, hem de Hakses dergimizin 1990 Kasım sayısın alırken, Beni tanıyan biri “Vehbi Hoc.am, mesaj aldık, Çanları Susturacağız” demişti. Sonra gördüm ki, eve gelince Makalem yayınlanmış.

Ancak görev yaptığım camideki saatlerde çanlar çalıyordu. Müezzinim Hasan Küçük ile, çan çalan yere bir takvim yaprağı sıkıştırdık. Ses çıkarmıyordu. Sonra bir gün baktık ki, camiye saati bağışlayan Hacı abimiz saati almış, saatçiye götürmüş bu çan çalmıyor diye…

Kendisine durumu anlattık, Saatçi de saati temizlemiş, yağlamış bize getirdi. Ve böylece Camideki çanları susturmuş olduk.

Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle Cami ve Çan konusu aklıma geldi, paylaşmak istedim.

Hala camide çanlar çalıyorsa o zaman tekrar görev başına diyoruz. 


[1] Bakara, 2/158.

[2] Hüseyin Algül, İslam Tarihi, Gonca Yayınevi, c.1, s.335-336, İstanbul, 1986.

[3] S. Ahmed Arvasi, Hasbihal, Burak Yayınevi, c.3. s.288., İstanbul, 1990

[4] Mevlüt Özcan, Din Görevlisinin El Kitabı, Sabır Yayınları, 2. Baskı,  s.152, İstanbul, 1987.

YAZAR HAKKINDA

Vehbi Akşit Vehbi Akşit Vehbi Akşit, İstanbul Çekmeköy İlçe Müftüsü 1968 Adapazarı doğumlu, 1986 Adapazarı İmam Hatip Lisesi Mezunu 1990 Bursa İlahiyat Fakültesi Mezunu. 1995 Konya Selçuk Dini Yüksek İhtisas Eğitim Merkezi Müftü ve Vaizler Kursu 3. Dönem Mezunu 1997 Konya Selçuk Üniversitesi Din Eğitimi alanında Yüksek Lisans. Diyanet İşleri Başkanlığı'nda İmam Hatip, Müezzin Kayyım, Kur'an Kursları Müdürü, Vaiz ve Müftü olarak görev yaptı. Muş Korkut, Malatya Pütürge, Afyon Başmakçı, Aydın Kuşadası ilçelerinde Müftü olarak görev yaptı. Halen İstanbul Çekmeköy İlçe Müftüsü olarak görev yapmaktadır. Çalışmalarını www.vehbiaksit.com.tr internet sitesinde yayınlamaktadır.
Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?