Hatta eşinin ağzına verdiğin lokma bile…

0
28
Eşinizin Ağzna Verdiniz Lokma Bile
Hatta eşinin ağzına verdiğin lokma bile...

294 – وعن سعد بن أبي وقَّاص رضي اللَّه عنه في حدِيثِهِ الطَّويلِ الذِي قَدَّمْناهُ في أَوَّل الْكِتَابِ في بَابِ النِّيَّةِ أَنَّ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال له : « وَإِنَّكَ لَنْ تُنْفِقَ نَفَقَةً تَبْتَغِي بِهَا وَجهَ اللَّه إلاَّ أُجِرْتَ بها حَتَّى ما تَجْعلُ في في امرأَتِكَ » متفقٌ عليه .

294.Sa`d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh’ın rivayet ettiği, bu kitabın baş tarafındaki ihlâs ve niyet konusunda geçen uzun hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Sa`d’e hitâben şöyle buyurmuştu:

“Allah rızasını düşünerek yaptığın harcamalara, hatta yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmalara varıncaya kadar hepsinin mükâfatını alacaksın.”

Buhârî, Îmân, 41, Cenâiz 36, Vesâyâ 2, Nefekât 1, Merdâ 16, Daavât 43, Ferâiz 6; Müslim, Vasıyyet 5. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Ferâiz 3; Tirmizî, Vesâyâ 1; Nesâî, Vesâyâ 3; İbni Mâce, Vesâyâ 5

Açıklamalar

Sözü edilen bu 7 numaralı uzun hadîs-i şerîfte Sa`d İbni Ebû Vakkâs başından geçen bir olayı anlatmıştı. Olay şu idi:

Peygamber Efendimiz’le birlikte Vedâ Haccı için Mekke’ye gelmişlerdi. Sa`d orada ağır bir hastalığa yakalanmıştı. Efendimiz kendisini ziyârete geldiğinde, Mekke’de öleceğini düşünerek ona bir mesele danışmıştı. Demişti ki, ben zengin bir adamım. Kızımdan başka da mirasçım yok. Malımın üçte ikisini sadaka olarak dağıtabilir miyim?

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de ona mirasçılarını zengin bırakmak gerektiğini, onları başkalarına muhtaç etmenin doğru olmayacağını anlatmış ve malının üçte birini sadaka olarak dağıtabileceğini buyurmuş ve peşinden de yukarıdaki hadîs-i şerîfi söylemişti.

Bu hadîs-i şerîf her işin başının Allah rızası olduğunu ortaya koymakta, insan ne yaparsa Allah’ı memnun etmek için yapmalı, demektedir.

Burada bize şu anlatılmaktadır:

Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için büyük paralar, servetler harcamak şart değildir. Çoğu kimsenin önemsemediği bir işi yaparak da Allah rızası kazanılabilir. İnsan eşini, çoluğunu çocuğunu sevindirirken, onlarla gülüp oynarken bile sevap elde edebilir. Önemli olan, “Rabbim ben eşimi mutlu etmek, çocuklarımı sevindirmek istiyorum. Sen onları bana emanet ettin. Ben de senin emanetine saygı duyuyor, onlara karşı görevimi yapıyorum”, diye düşünebilmektir. Çocuklarına bir yiyecek, giyecek alırken Allah’ı düşünmek ve onun rızasını elde etmeyi istemektir.

Aile fertlerinin geçimini temin etmek, onları kimseye muhtaç etmemeye çalışmak dinimize göre önemli bir olaydır. Allah’ın sevgisini, cennetini, cemâlini kazandıracak kadar büyük bir meseledir. Eşiyle şakalaşırken maddî haz duymak, sevap kazanmaya engel değildir. Nitekim Peygamber aleyhisselâm insanın eşiyle cinsî ilişkide bulunmasının bile sadaka olduğunu ifâde buyurmuş; bunu yadırgayan sahâbîlerine “Ya ihtiyacını haram yoldan giderse ne olacaktı!” diyerek bu gerçeği perçinlemiştir.

Şakalaşırken eşin ağzına verilen bir lokma bile sadaka sayılırsa, ailesinin ihtiyaçlarına sarfettiği paralar kim bilir insana ne büyük sevaplar kazandırır!

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Allah rızası için yapılan her hayır insana sevap kazandırır.

2. Mübah işler iyi niyetle yapıldığında birer hayıra dönüşür.

3. Bir müslümanın eşini sevindirmek için yaptığı her davranış, Allah’ı memnun eder.

Hadis-i Şerif’i okuduk. Öğrendik. Peki niye bu konuya değindik. Bir hatıram var onun için.

Kütahya Müftülüğünde Kur’an Kursları Müdürü olarak 6 buçuk sene çalıştım. Bir vesile ile bir görevlimizin düğün merasimi vardı. Bu merasimde konuşmacı olarak bana teklifte bulundular. Ben de kabul ettim.

Evliliğin öneminden bahsettikten sonra, gelen cemaatimizin, misafirlerimizin kulağına küpe olması için yukarıdaki hadisi anlattım.

Kulağa nasıl küpe olacak?

Eşlerin birbiri ile muhabbeti için bu hadis çok önemli. Yani özel bir durum. Eş için yapılabilecek en güzel şey.

Bugün günümüzde gelin ve damat pasta töreninde birbirine pasta ikram ederler. Kendi çatalına batırdığı pastayı eşine karşılıklı olarak ikram eder.

Merasimi katılanlara bu hadiste yer alan konuyu uygulamaları için tavsiyede bulundum. Şöyle bir sahneden bahsettim.

Bir akşam evdesiniz. Eşinizle birlikte sohbet ediyorsunuz. Çay demlediniz. Çaydan sonra meyve yiyeceksiniz. Eşiniz bir tabakta karpuz, kavun kesip size getirdi. Tam o tabaktan bir dilim alıp ağzınıza götürecekken aklınıza Vehbi Hoca gelsin dedim. O ağzınıza götüreceğiniz çatalı eşinize buyrun aşkım, hayatım diye verin dedim. Herkes bunu yapabilir. En azından Peygamber Efendimizin bir sünnetini işlemiş oluruz. Bir sünneti yerine getirmenin sevabını alırsınız. dedim. Bunu uygulayın ve daha sonra bana da anlatın neler oldu? diyerek sohbeti bitirmiştim.

Ertesi gün Karagöz Ahmet Paşa Camii İmam Hatibi Tevfik KARA hocam, Müftülükteki odama ziyarete geldi. Çay içerken, “Hocam akşamki düğün sohbetinde bir vazife vermiştiniz, ben onu yerine getirdim. Size anlatmak istiyorum. Tabaktaki karpuz dilimini yemek üzere iken, eşinize ikram edin demiştiniz ya, Hocam aynen öyle bir durum oldu. Ben eşime ikram ettim. Eşim şaşırdı, dona kaldı. Daha sonra:

  • Hoca, hayırdır, başına taş mı düştü? Kafan yerinde mi? dedi.

Sonra ben anlattım durumu. Eşim başladı ağlamaya.

Demek O Yüce Peygamber, asırlar önce biz kadınları düşünmüş. Ne mutlu bize, Rabbim O Rahmet Elçinin şefaatine bizleri nail etsin, diye dua etti.

Evet değerli kardeşim, bu hatıramı sizlere yazarak anlattım ki, belki siz de nasiplenmiş olursunuz.

Haydi görev başına….

Görev mi, anlamadıysanız bir daha okumanızı tavsiye ederim. Ve paylaşmayı da unutmayın…..

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi adresini giriniz