• DOLAR
    6,8161
    %0,02
  • EURO
    7,4260
    %-0,05
  • ALTIN
    379,12
    %-0,25
  • BIST
    103.024
    %0,37
İslamofobi ve Hoşgörü

İslamofobi ve Hoşgörü

İSLAM HOŞGÖRÜ VE İSLAMOFOBİ

 

İnsanların hem dünyada hem de ahirette mutluluğunu hedefleyen yüce dinimiz İslam, toplumun düzen ve huzurunu sağlamak için insanlar arasındaki münasebetleri sevgi, saygı, kardeşlik ve hoşgörü temeline dayalı olarak düzenlemiştir.

 

İslam’da hoşgörünün çok büyük önemi vardır. Çünkü hoşgörü; birçok kötülüğün önlenmesine, insanlarla samimi ilişkiler kurulmasına ve güzel dostlukların oluşmasına sebep olur. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur: “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki candan bir dost olur.” (Fussilet, 41/34)

 

Müslüman, Allah’ın yarattıklarına Yunus’un, “Yaratılanı severiz, Yaratandan ötürü” dediği gibi Allah için sever. İnsanlara karşı hoşgörülü davranır, şahsına karşı işlenen kusurları affeder, asla kin gütmez. Bir insanın, diğer insanlara karşı gösterebileceği en büyük fedakârlık, hoşgörüdür.

 

İslam Peygamberi, Hz. Muhammed, hicretten sonra, Medine’de meskûn kabilelerle hoşgörü içinde birlikte yaşayabilecekleri bir devleti kurmakla, adaletin eşit bir şekilde uygulanmasını, hak ve hürriyetlerin teminat altına alınmasını gerçekleştirmiştir.

 

Osmanlı Devleti yaklaşık 600 yıllık bir dönemde bünyesinde farklı din, millet, mezhep ve kültüre sahip bir insan topluluğunu adil bir yönetim anlayışıyla barış içinde yönetme kabiliyetini gösterdi. Osmanlı devletinin bu adil yönetimi sayesinde birbirinden çok farklı özelliklere sahip insanların, kendi dil, din ve kültürlerini serbestçe yaşayabildi: ”Bunun adı günümüz diliyle ‘birlikte yaşamak’tır. Birlikte yaşamak demek, çok kültürlülük içinde birbirlerine hoşgörü gösterebilmesidir. Bugünün dünyasının temel sorunu olan bu konuda Osmanlı Devleti zengin bir tecrübeye sahiptir.

 

11 Eylül olaylarıyla birlikte özellikle Batı toplumlarında tırmanışa geçen ve bir endüstriye dönüşerek yaygınlaşan İslamofobi ve onun tetiklediği İslam karşıtı tutumlar, artık ilgili ülkelerde göz ardı edilemeyecek bir boyuta ulaşmıştır.

 

İslamofobi, bazen İslam karşıtlığı karşımıza çıkmakta, bazen İslam korkusundan söz edilmekte, bazen de korku yerine kaygı kelimesi tercih edilmektedir. Belki ilk yapılması gereken İslamofobinin ne olduğu konusunda bir mantık kurgulamaktır. Esasında İslamofobi adı altında, bugün üç farklı olgudan bahsedilebilir:

  1. İslam Kaygısı: Özellikle Batı ülkelerinde halk nezdinde İslam karşısında kaygılı bir tavra rastlamak mümkündür. Bunun muhtelif sebepleri vardır, küreselleşen dünyada yaşanan endişe ve güvensizlik hissi, ekonomik kaygılar, yabancılaşma bunlardan bazılarıdır. Belki de en önemli sebep İslam’ı tanımamaktır.
  2. İslam karşıtlığı: Halk nezdinde tesbit edilen kaygının aksine, siyasal alanda sistematik ve bilinçli bir İslam karşıtlığının süregeldiğini görmekteyiz.
  3. İslam korkusu üretimi: İslam karşıtı yapının elbette kendi içinde bir meşruiyeti geçerliliği yoktur. Oysa İslam karşıtlığının meşruiyete ihtiyacı vardır. Bu ise halk nezdindeki İslam kaygısı üzerinden yapılmaktadır. Daha çok medyanın etkin olduğu bir söylem üretme mekanizması, halk nezdindeki kaygıyı canlı tutmakta ve İslam’ı hedefine odaklamaktadır.

 

Üzülerek ifade edelim ki bilhassa son yıllarda Kıta Avrupası’nda camilere yapılan saldırılar, camilere, domuz kafası, gamalı haç gibi işaret koymalar, İslam’ın mukaddesatına ve İslam peygamberine yönelik hakaret, küçük görme ve aşağılamalar, İslam ve Müslümanlar hakkında yürütülen çirkin karalama kampanyaları, ırkçı söylemlerdeki artışlar, halk nezdindeki korku ve kaygıyı nefret suçuna, şiddet ve düşmanlığa dönüştürmeye başlamıştır.

Dünyadaki  bu İslamofobi tehlikesini gören Diyanet İşleri Başkanlığı bu yıl Sapanca’da 22-25 Mayıs 2017 tarihleri arasında, altıncısını düzenlediği “Yurtdışı Din Hizmetleri Konferansında, İslamofobi’nin etkilerini azaltmak ve bu konuda ortak bir görüş belirlemek, bilgi ve hikmet ekseninde olayları tartışmak amacıyla yurt dışında görev yapan Din Hizmelteri Müşavirleri ve Din Hizmetleri Ataşeleri ile bir araya geldi. Toplantı halen devam etmektedir. Ayrıntılı bilgi edinmek için Diyanet İşleri Başkanlığımızın internet sitesinden www.diyanet.gov.tr istifade edilebilir.  

İşte bu konferansın açılış konuşmasında Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ Bey, konuyla ilgili çok önemli açıklamalar yaptı.

Diyanet İşleri Başkanlığı bütün dünyada hizmet veren, Avrupa’da, Amerika’da, Avusturalya’da, Kanada’da görev yapan din hizmetleri müşavirlerimizden ve ataşelerimizden İslamofobi raporları istedi. Bu raporlar neticesinde İslamofobinin kat ettiği mesafeleri sizlerle 12 başlık altında paylaşmak istiyorum.

İslamofobinin Avrupa’yı getirdiği nokta şu:
1-Sadece korku değil saldırılara dönmüş
2-Mabedlere ve mezarlıklara da saldırılar var
3-Kişisel hakaretler yapılmakta
4-İslama eleştiri ve hakaretler artıyor
5-Müslümanların kültürlerine giyim kuşamlarına müdahele ediliyor
6-Özgürlüklerde kısıtlamalar var
7-Müslüman adı bile tehdit olarak algılanıyor
8-Ayrımcılıklar yapılıyor Müslümanlar iş bulamaz ve ev kiralayamaz oldular
9-Ana akım siyasi söylemlerin ilk sıralarında yer aldı İslam korkusu
10-Ana akım medya her gün İslam ve müslümanlara nefret yaymaktadır. Sadece yayınların kapaklarını bile yan yana koysak nefretin zirve yaptığını görebilirsiniz
11-Yargı ve hukuku etkisi altına alması çok tehlikeli bir boyuta ulaştığının bir göstergesidir
12-Toplumda ve dünya gündeminde meşruiyet kazanmaya başladı

Ne yapmamız gerekiyor
Stratejik belge ve rapor hazırlanmalı
Bunun için:
1-Medya alanında cevap vererek değil tabib edası ile tedavi
2-Uluslararası kuruluşları harekete geçirmeliyiz
İslam İşbirliği Teşkilatı, Birleşmiş Milletler BM vb
3-Sorunun toplumsallaşması gerekir
4-Eğitim müfredatı içine koymak farkındalık oluşturmak gerekir
5-Siyasetin çalışmaları ele alınmalı
6-Dini kurumlarla bir araya gelerek istişari heyetler oluşturmalı
7-Bilim Dünyası ile işbirliği yapılmalı
8-Bize düşen görevler ele alınmalı biz nerede hata yapıyoruz üzerinde durulmalı
9-Diyanete düşen görevler ne ise acilen bu stratejiler belirlenmeli

Muhammed Esed diyor ki : “İslamofobi bu asırla başlamadı. Çocukluk dönemindeki hastalık kalıcı olur. Batının çocukluk dönemi de Haçlı idi.”

Bugün, İslamofobi ile baş etmenin yöntemleri de ayrı ayrı düşünülmelidir. Kaygıların ortadan kaldırılması ancak tanışmakla, tanımakla mümkündür. Söylem alanında yapılması gereken ise İslam’ın sahih bilgisini çağımız insanına ulaştırmaktır. O halde hepimize düşen görev, İslam’ın hak ve adalet anlayışını, Hazreti Peygamberin (SAV) çağlar üstü örnekliğini ve üstün ahlaki vasıflarını insanlık ailesinin her bir ferdine, güzel bir dille, hikmetli bir üslupla sunmak için var gücümüzle çalışmaktır. Ayrıca Müslümanlar olarak başka dünyalardaki kaygıları ve korkuları ortadan kaldırabilmek için kendi aramızda silmi, barışı, adaleti ve merhamet ve şefkati sağlamak durumundayız.

 

İşte bunu başardığımızda, İslam’dan korkulmaması, kaygı duyulmaması gerektiğini anladıkları zaman, İslamofobi gibi bir kavramın ortadan kaldırılması mümkündür.

 

Bütün dünyadaki insanların hoşgörü içinde yaşayabildiği, herkesin inançlarını özgürce yerine getirebildiği, savaşların olmadığı bir dünyada yaşamak dilek ve temennisiyle sizleri tekrar saygıyla selamlıyor ve teşekkür ediyorum.

NOT:  Bu konuşmanın hazırlanmasında Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarından İslamofobi Endüstrisi isimli eserden, Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof.Dr. Mehmet GÖRMEZ Bey’in sunuş yazısından ve İslamofobi Konferansındaki konuşmalarından istifade edilmiştir. 
http://www.ajanshaber.com/diyanetten-islamofobi-endustrisi-kitabi-haberi/207927 

Kuşadası 7 Eylül İlköğretim Okulu Erasmus Projesi Kapsamında İslamofobi isimli konuşma metni 

YAZAR HAKKINDA

Vehbi Akşit Vehbi Akşit Vehbi Akşit, İstanbul Çekmeköy İlçe Müftüsü 1968 Adapazarı doğumlu, 1986 Adapazarı İmam Hatip Lisesi Mezunu 1990 Bursa İlahiyat Fakültesi Mezunu. 1995 Konya Selçuk Dini Yüksek İhtisas Eğitim Merkezi Müftü ve Vaizler Kursu 3. Dönem Mezunu 1997 Konya Selçuk Üniversitesi Din Eğitimi alanında Yüksek Lisans. Diyanet İşleri Başkanlığı'nda İmam Hatip, Müezzin Kayyım, Kur'an Kursları Müdürü, Vaiz ve Müftü olarak görev yaptı. Muş Korkut, Malatya Pütürge, Afyon Başmakçı, Aydın Kuşadası ilçelerinde Müftü olarak görev yaptı. Halen İstanbul Çekmeköy İlçe Müftüsü olarak görev yapmaktadır.
Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
islam islamofobi

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?